17 Ağustos 2010 Salı

put on your keaask

Sene:2000 li yillardan cok da muhim olmayan bir yil.
Mekan:Tekirdag Ucmakdere.
Esas oglan: Eksceynce gelmis bir oglan. lakabi 'bal dudak'(bd) ama bu konuya hic girmiycem.
Esas kiz: Nacizane ben.

Olay: Efenim tam tarihini hatirlayamadigim guzel bir gunde icimizdeki ucma hevesini bastiramamis ve Havacilik Kulubucenek Tekirdag yollarina dusmustuk. Nasil oldugunu tam anlayamadigim sekilde muhabbete basladigimiz bd ile yolboyu epey egleniyorduk. Zira aramizda komik diyaloglar gecmiyor degildi. Hani herkesin omrunun bir aninda dile getirdigi o kutsal cumle kafamda deli fisek gibi donuyor, donuyordu.
'Anliyorum ama konusamiyorum!.' Bir konussam neler olacakti kimbilir. Efendim konuyu sapitmayayim tepeye geldik sonunda. Baslangiclari teker teker ucuruyorduk, bu sirada da biz eskiler onlarin kusanmalarina yardimci oluyorduk. Sira bd ye geldi. Ben hemen atildim tabi yardimci olmak icin. Kusandiriyorum, her sey iyi guzel ve hos. Derken o tarihe gecmis talihsiz cumle cikiverdi iki dudagimin arasindan:

"Put on your kesk!"

Cocuk mal mal yuzume bakiyor, bense ne oldugunu anlayamiyordum. Kask kelimesi dilimize Latin dillerinden gecmistir diye dusunup biraz yayvan soyleyince anlar umuduyla kurmustum cumlemi. Telaffuzumdan oturu anlayamadigini sanip aksanima hafif Amerikanvari bir hava katayim dedim ve agzimdan daha da talihsiz bir cumle can havliyle firladi:

"Put on your keeaaask!"

Cocuk bir mal ifadeden baska bir mal ifadeye burunuyor ama gozunde anladigina dair en ufak bir isilti secilmiyordu. O an "N'oluyo lan, yanlis bir sey soyledim." diye gecirmisimdir icimden. Gecirmemis de olabilirim, ama siz gecirdim farzedin. Derken o kahrolasi kelime kulaklarimda cinlamaya basladi:

"Helmet! Helmet! Helmet!"

Helmit ne lan dedim, ingilizce tinisi bile yok. Halbuki keaask kulaga ne kadar ingilizce ne kadar asil geliyor. Nerden geldi lan bu kask dilimize. Ingilizce tinili ama ingilizceden gelmeyen tum kelimelere lanetler okudum. Bunlari dilimize geciren adamlara da kustum. Sinirim gecip icimdeki benle konusmayi biraktigimda etrafimdakilerin kahkahalari kulaklarimda cinliyordu. -Esra,su anda kiskis guluyorsun, biliyorum:) - Ve bu ani ne zaman aklima gelse ben de kahkaha atmaktan kendimi alamiyorum.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

auguries of innocence



to see a world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower,
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour.

w. blake