30 Mayıs 2010 Pazar
requiem
tutamadim.
gitme dedim,
durduramadim.
sen bir kere gittin ,
ben her gece geliyorum ardindan.
26 Mayıs 2010 Çarşamba
bir hikayecik denemecigi
07:39 A.M
Komodinin uzerindeki saat duzenli araliklarla 3 defa caldi. Kadin ancak sonuncusunda bir kabustan uyanircasina firladi yataktan.
“Allah kahretsin! Yine gec kaldim.”
Geceligini apar topar cikarip odanin bir kosesine firlatti. Boy aynasinda ayva gobeginin gittikce belirginlestigini farkedip cani sikilir gibi olsa da, ise gec kaliyor olmasindan oturu bu onemsiz sayilabilecek sikintiyi daha genis bir zamanda dusunmek uzere aklinin not defterine kaydetti.
Gardroptan eline gecirdigi ilk etekligi uzerine gecirip, ona uygun bir ust aramaya koyuldu. Savas alanini andiran dolapta aradigini bulmanin imkansiz oldugunu dusunmus olacak ki, onceki gun cikarip koltugun arkasina uzattigi siyah pantolonla ucuk pembe gomlegi giymeye karar verdi.
Telasla banyoya kostu. Yuzunu yikamak icin lavaboya egildiginde farkettigi , cikmakla cikmamak arasinda kalmis kas tellerini kokunden yolmak icin siddetli bir istek duydu. Fakat bir an bu istegi bastirip ani bir hareketle cimbiza uzandi. Kolu sert bir cisme carpmanin etkisiyle havada asili kaldi. Aslinda saniyenin onda biri suresinde gerceklesen bu olay kadinin algisiyla oyle uzun surdu ki, kadin ise en azindan yarim saat geciktigine dair yemin edebilirdi. Yere dusen camin seffaf ve gurultucu sesiyle zaman algisi normale donen kadin cikmakta olan kaslarini coktan unutmus sekilde kufurler savurarak gundelik makyajini alelade de olsa yapmaya koyuldu.
Siyah pardesusunu ve topuklu ruganlarini aldigi gibi kapiya kosturdu. Evden cikarken kol saatine bakmasiyla yuregi agzina geldi. Saati 8:25’i gosteriyordu ki bu ise simdiden 10 dakika gec kalmis olmasi demekti. Aglamakli bir sekilde asansore yoneldiginde gecen gun saatini bilincli sekilde 20 dakika ileriye almis oldugunu hatirladi ve icini ofkeyle karisik bir ferahlik kapladi. 10 dakikada neler yapilmazdi ki! Gecen hafta cikmaya basladigi adamla sevismeleri neredeyse 10 dakika surmustu mesela. On sevismenin hikmetlerinden bihaber adam direk ise koyulunca kadin sinirlenmis, uzerinde ayin yapiyormuscasina garip sesler cikaran adama inat basucundaki saatinin tiktaklarina odaklanmis ve nihayetinde 599. Tik i saydigi anda,adam adeta bir aslan gibi kukreyerek yanina yigilmisti. Ve tak! Kadin bundan sonrasini saymamis olsa da saatin kaydettigi uzere 601. Tik’te uykuya dalan adam, 856. Tak’ta kizilderelilerce esir alinmis. Bundan 3 Tak sonra kadinin ipleri kemirmesi sayesinde ellerinden kurtulan adam kadini orada unutup -unuttugunu da unutup-milli mac oncesinde soyunma kabininde teknik direktorden son tuyolari alirken takim arkadaslarinin maymunlardan olusuyor olmasini hic mi hic garipsemiyormus . 1255. Tik’te maymun sandigi takim arkadaslarindan birinin kadin oldugunu farkeden adam ona dogru kosarken sahaya atilan bir sallanan sandalyeye takilip uzay bosluguna dustugu sirada sortunun astarinda zor gunler icin sakladigi semsiyeyi bulmasindan oturudur mu bilinmez mutluluktan sarhosmus. Tam da bu esnada kotu bir ruyadan uyanan kadin saate bakmak suretiyle kayit tusuna dokundugundan- kayit tusu oldugundan habersiz muhakkak-saat bundan otesini kaydedememis.
Kadin apartmanin dis kapisindan ciktigi sirada kapici kadinin onunu keserek gecikmis aidati odemesi gerektigini, aksi takdirde apartman yoneticisinin hakkinda sorusturma acma hakki bulundugunu bir baro avukati edasiyla soyleyip- kapicinin ajan oldugunu dusunmuyor degil-, kadinin zaten kisitli olan 8.5 dakikasindan 1.5 dakikasini hunharca somurdu.
Sinirden iyice kopuren kadin kapicidan bir an once kurtulma istegiyle asfalta dogru adimini atti.
07:39 A.M
Karisinin cigliklariyla uyanan adamin nerede oldugunun ayirdina varmasi icin 32 saniye gecmesi gerekti. Karisinin dogum sancisi cektigini ise ancak okkali bir tokatin beraberinde gelen “DOGURUYORUM”
feryadi ile algilayabildi. Oyle ya bundan 8 ay 25 gun 18 saat 23 dakika ve 54 saniye once yorganin altinda bir isler ceviriyorlardi- saatlerinin kayit tusunu acik unuttuklarindan habersiz tabi-.
Alelacele uzerine ne bulduysa geciren adam karisinin firfirli gomlegini giymeye calistigini farketse de zaman kaybetmemek adina cikarmaya tenezzul etmedi ve karisini bir an once hastaneye yetistirmek icin kucaklamaya giristi.
En son evlendikleri gun kucagina almis olacak ki, gecen zaman icinde bir hayli agirlasan karisini-siz hamileligine de yorabilirsiniz- az daha dusuruyordu adam. Simdi aci feryadina korku da karisan kadin ambulans kornasina benzer sesler cikartarak kimbilir belki de adama ambulans cagirmasini ima ediyordu. Normal zamanda dahi pek yuksek sayilmayan algisi panikten iyice yerin dibine gecmis olan adam ambulans cagirmadi hic kuskusuz. Onun yerine daha yaratici sayilabilecek sekilde hic tanimadigi yan komsusunun kapisini yumruklayip, 45 saniye sonunda kapida dikilen uykulu, bir o kadar da sinirli insan yarmasina derdini anlatmaya calisiyordu. “Ne istiyorsun bu saatte be adam!”-adamin gece bekcisi olup, 1 saat oncesine kadar kosedeki sarrafa dadanan hirsizlari kovaliyor oldugu gercegini bilse baska bir kapiya giderdi hic kuskusuz- Careyi kapiciyi cagirmakta bulan adam- Kapicinin ilk adinin Hizir oldugunu henuz bilmiyordu- o sirada saatine bir goz atti; 08:05.
Kapicinin yardimiyla karga tulumba arabaya tasidiklari kadinin dogum sancisindan mi yoksa koltukaltini delen tirnaklardan mi ciyak ciyak bagirdigini kimse ayirt edemedi pek tabi. Kadinin gitgide yukselen feryatlariyla gazi sonuna kadar kokleyen adam 08:07’de gecen gece soyulan sarrafin kosesini donmekteydi.
Iste ne olduysa tam o anda oldu ve dijital ekran 08:08’ e dondugu anda bir kadin arabanin onune coktan atlamisti. Aslinda saniyenin yarisinda gerceklesen bu olay, olayi goren herkese oyle uzun gelmisti ki, adam karisinin coktan dogurdugundan, karisi cocugun ismini Can koydugundan, kapici ise 2. Vardiyayi coktan bitirmis oldugundan neredeyse emindi.
Zaman algisi nedense yerinde olan kadin ise gozlerini kapamadan once saatine son bir kez -istemsizce kayit tusunu kapatarak- bakti ve 08:08 ‘i gorup yuzunde kocaman bir gulucukle zamansiz bir dunyaya yol aldi.
04.12.09/ Montreal
24 Mayıs 2010 Pazartesi
zamansizlik uzerine
zaman daraliyor
kimsenin kimseye ayiracak vakti yok
kimsenin kimseye ayiracak vakti
kimsenin kimseye ayiracak
kimsenin kimseye vakti
kimsenin kimsesi
kimse
yok.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
normal mi ne normali?
Biralarsogukmudedimdedikinormalpekiyahavalargayetnormalislerdedimgidislerdedimhepsinormalpekiyasen,bennormalpekibiz,ikimiz?normalhalimizdedimnedesebegenirsiniznormalufffbirianlatsinbananedirbunormalufffcanimsikildiyoksabenmiyimanormal
dimdimdiridiridiridiridimdim
Beni bu kasvetli havalar mahvetti
Kasvetli havayi hic sevmem. Gun isigiyla uyanmaliyim, perdeleri asip gozume vurmali isik, uyan artik, sabah oldu demeli, anca oyle. Zira bugun oyle olmadi. Tam kalkmaya yeltendigim sirada havanin kasveti icime doldu ve beni yarida biraktigim kabusumun kollarina atti. Kabus demisken, nasil bir bilincaltim var bilmiyorum ama inanilmaz korkunc ruyalar goruyorum bu aralar. Bu sabaha karsi gordugumde bir kac arkadasimla gezerken bir adam tarafindan kacirildik mesela. Adam bizi organik meyve yetistiriciligi konusunda sorguya cekiyordu. Konu sanirim karpuzdu. Sonra eline nester aldi ve isaret parmagimi kesmeye yeltendi. Ruyamda ciglik cigliga bagirirken bilincim devreye girdi ve bunun bir ruya oldugunu, biraz sonra uyanacagimi soyledi. Oyle de oldu. Halk dilinde 'karabasan' diye adlandirilan fakat yakin zamanda adinin 'uyku felci' oldugunu ogrendigim sey basima geldi. Gozlerimi actim fakat vucudumu kipirdatamadim. Kendime geldikten sonra uyku felcinin ne onemli bir sey oldugunu dusundum. Dusunsenize insanin REM ruyasinda yaptiklarini aynen yaptigini.
Neyse bu kadar ruya muhabbeti yeter. Cok uzun zamandir yazamadim kafamda bir suru bahsedecek konu var ama hangisinden baslayacagimi bilemedim. Muzdarip oldugum sorunlarin basinda bu var, cok isim oldugu zamanlarda hangisinden baslayacagimi bilemedigimden hic bir is yapamam ve mal mal zamanimi bosa harcayisimi izlerim. Bunca zamandir yazamayisimin nedeni de bu. Bircok isi birarada yurutemiyorum. Yuruten insanlara da hayranim, imreniyorum bazen icten ice cok hafif bir kiskanclik da duymuyor degilim ama hemen basimdan savuyorum bu dusunceyi. Bak yine yaptim, konuyu dagittim, ne diyecegimi unuttum. Hih hatirladim, ne hakkinda bahsedecegimi bilmedigimi soyluyordum. O zaman biraz eskilere gideyim ve Nisan sonunda bolumden iki arkadasimla gittigimiz organik ciftlikten bahsedeyim. Bu aralar pek bir populer oldu surdurulebilir yasam, yenilenebilir enerji konulari. Ben de bu konuyla ilgilenmeye yeni baslamistim,derken organik arkadasim Merve, baska bir organik arkadasim Hakan'la organik bir ciftlige gideceklerinden bahsetti. Ben de 'Oleey o zaman gel bir organik bire organik gelin beraber organikstanda gonullu olarak calisalim' dedim. Heyecanla gecen zamanin sonunda ciftligimize vardik. Canakkale yakininda Kucukkuyu'ya bagli Adatepe koyu civarinda bir ciftlik. Pek sakin, pek kafa dinlemelik. Neysecigime Erkan abi(kendisi ciftligin sahibi) bize kalacagimiz agac evi gosterdi. Agac evi gordugum anda icime bir sevinc doldu. Bunca yildir o agac evde uyuyabilmek icin yasamisimcasina sevindim- biraz abarttim evet-. Sonra bize yapacagimiz is hakkinda bilgi verdi; agac ev yapimina yardimci olmak. O an biraz dumura ugramadim degil, ciftlik deyince aklima toprak, kurek, kazma, meyve, sebze gelirdi de macun, firca, bezir yagi, kalas pek gelmezdi. Degisik bir deneyimdi. Eglenmedim diyemem. Ustabasi Mehmet Abi'nin cirkef tavirlari, -kalaslarin bizim yuzumuzden yerlerine oturmadigini dahi soyledi- bizi epey eglendirdi. Gerci ucuncu gun tahtiravalliden bir patates cuvali edasiyla dusunce belimi biraz acittigim icin insaattan mutfaga terfi ettim. Inanmasi zor ama mutfak isi cok daha stresli ve yorucu. Yemekleri yapan pek sevimli teyzemiz o gun izinde oldugundan tek basima kaldim koca mutfakta. Daha once pek yemek deneyimim olmadigi icin de epey gerildim. 10-15 kisiye yemek yapmak kolay degil haliyle. Alnimin akiyla mutfaktan ciktigimi soylesem yeter sanirim, ne yaptigim sir kalsin :)
Alternatif tatilimiz genel olarak baktigimda pek keyifli gecti. Biraz deneysel olsa dahi bir tatilde bulunmasi gereken her sey ya da benim bekledigim her sey mevcuttu. Ilginc diyebilecegim ve bana gore oldukca kiymetli insanlarla, hayvanlarla tanistim. Cici mesela, o bir yavru kopek. Adi gibi pek cici. Oyle masum, oyle sevimli ki, keneli olmasina ragmen sevmeden mincirmadan edemedik. Bu cici biraz da saf. Yemek verecegimiz sirada diger kopekler yemegini onunden aldigi icin elimizle beslemek zorunda kaldik. Bir de arap sukru var. O biraz deli. Tavsani yemeye kalktigi icin baglamislar hayvani uzun sure, psikolojisi bozulmus, bildiginiz delirmis garip hayvan. Tamayini, Erkan abi'nin esi. Kendisi Ingiliz, mistik, degisik bir kadin. Nehir ve Ruya, ciftligin minik hanimlari. Ikisi de cok seker. Yanaklari al al, saglikli beslendikleri belli. Asli, rastali kizimiz. Okulu bitirdikten sonra yolu ciftlige dusmus ve cok sevmis ara ara geliyormus. Ozellikle Hindistan maceralarini dinlemeyi cok sevdim. 'Orada insan ya delirir ya erer, ortasi yok' gibi bir sey soylemisti, cok hosuma gitti. Tamito, taa Japonya'dan kalkip gelmis. Cok ilginc bir adam. Kac yasindasin dedigimizde 3 sene once 28 cevabini vererek bana oss yillarindaki abuk subuk yas problemlerini hatirlatmisti. Elinden icki sigara dusmeyen bu dertli arkadasa neden bu kadar ictigini sordugumuzda da 'Im drinking raki cause im respecting Ataturk' diyerek bizi yarmisti. Ancak asil komik olan espri yaparken dahi ayni ciddi ifadesini korumasi. Ve son gonullumuz Jose, Ispanya'dan gelmis kendisi. Agir ispanyol aksanini anlamak epey zorlasa da oldugu kadar anlastik, politika bile konustugumuz dusunulurse epey anlasmisiz :)
Yazmaktan yoruldum:) Ilgilenenler olursa diye site isimleri vericem. Zira dunyada pek populer bu organik ciftliklerde gonullu olarak kalma olayi. Bu siteye bir goz atin derim.
http://www.wwoof.org/
Ulkemizde de son zamanlarda epey artti. Bugday dernegi ve Tatuta bu isle ilgileniyor. Merak edenler icin web adresi;
http://www.bugday.org/tatuta/
Ayrica surdurulebilir yasamla ilgili epey guzel blog mevcut. Benim bildigim http://surdurulebiliryasam.wordpress.com/ oldukca aktif ve pratik onerileri olan bir site. Daha sonra da bu konuyla ilgili bir seyler yazmayi dusunuyorum ama yoruldum, bir giris olsun diyeyim oyle olsun o zaman. Fotograf yuklemeyi becerebilirsem de koymaya calisicam bir kac fotograf. Aklimin defterindeki diger konulari da en yakin zamanda yazmam dilegiyle.
Ve bitti.





















