Kasvetli havayi hic sevmem. Gun isigiyla uyanmaliyim, perdeleri asip gozume vurmali isik, uyan artik, sabah oldu demeli, anca oyle. Zira bugun oyle olmadi. Tam kalkmaya yeltendigim sirada havanin kasveti icime doldu ve beni yarida biraktigim kabusumun kollarina atti. Kabus demisken, nasil bir bilincaltim var bilmiyorum ama inanilmaz korkunc ruyalar goruyorum bu aralar. Bu sabaha karsi gordugumde bir kac arkadasimla gezerken bir adam tarafindan kacirildik mesela. Adam bizi organik meyve yetistiriciligi konusunda sorguya cekiyordu. Konu sanirim karpuzdu. Sonra eline nester aldi ve isaret parmagimi kesmeye yeltendi. Ruyamda ciglik cigliga bagirirken bilincim devreye girdi ve bunun bir ruya oldugunu, biraz sonra uyanacagimi soyledi. Oyle de oldu. Halk dilinde 'karabasan' diye adlandirilan fakat yakin zamanda adinin 'uyku felci' oldugunu ogrendigim sey basima geldi. Gozlerimi actim fakat vucudumu kipirdatamadim. Kendime geldikten sonra uyku felcinin ne onemli bir sey oldugunu dusundum. Dusunsenize insanin REM ruyasinda yaptiklarini aynen yaptigini.
Neyse bu kadar ruya muhabbeti yeter. Cok uzun zamandir yazamadim kafamda bir suru bahsedecek konu var ama hangisinden baslayacagimi bilemedim. Muzdarip oldugum sorunlarin basinda bu var, cok isim oldugu zamanlarda hangisinden baslayacagimi bilemedigimden hic bir is yapamam ve mal mal zamanimi bosa harcayisimi izlerim. Bunca zamandir yazamayisimin nedeni de bu. Bircok isi birarada yurutemiyorum. Yuruten insanlara da hayranim, imreniyorum bazen icten ice cok hafif bir kiskanclik da duymuyor degilim ama hemen basimdan savuyorum bu dusunceyi. Bak yine yaptim, konuyu dagittim, ne diyecegimi unuttum. Hih hatirladim, ne hakkinda bahsedecegimi bilmedigimi soyluyordum. O zaman biraz eskilere gideyim ve Nisan sonunda bolumden iki arkadasimla gittigimiz organik ciftlikten bahsedeyim. Bu aralar pek bir populer oldu surdurulebilir yasam, yenilenebilir enerji konulari. Ben de bu konuyla ilgilenmeye yeni baslamistim,derken organik arkadasim Merve, baska bir organik arkadasim Hakan'la organik bir ciftlige gideceklerinden bahsetti. Ben de 'Oleey o zaman gel bir organik bire organik gelin beraber organikstanda gonullu olarak calisalim' dedim. Heyecanla gecen zamanin sonunda ciftligimize vardik. Canakkale yakininda Kucukkuyu'ya bagli Adatepe koyu civarinda bir ciftlik. Pek sakin, pek kafa dinlemelik. Neysecigime Erkan abi(kendisi ciftligin sahibi) bize kalacagimiz agac evi gosterdi. Agac evi gordugum anda icime bir sevinc doldu. Bunca yildir o agac evde uyuyabilmek icin yasamisimcasina sevindim- biraz abarttim evet-. Sonra bize yapacagimiz is hakkinda bilgi verdi; agac ev yapimina yardimci olmak. O an biraz dumura ugramadim degil, ciftlik deyince aklima toprak, kurek, kazma, meyve, sebze gelirdi de macun, firca, bezir yagi, kalas pek gelmezdi. Degisik bir deneyimdi. Eglenmedim diyemem. Ustabasi Mehmet Abi'nin cirkef tavirlari, -kalaslarin bizim yuzumuzden yerlerine oturmadigini dahi soyledi- bizi epey eglendirdi. Gerci ucuncu gun tahtiravalliden bir patates cuvali edasiyla dusunce belimi biraz acittigim icin insaattan mutfaga terfi ettim. Inanmasi zor ama mutfak isi cok daha stresli ve yorucu. Yemekleri yapan pek sevimli teyzemiz o gun izinde oldugundan tek basima kaldim koca mutfakta. Daha once pek yemek deneyimim olmadigi icin de epey gerildim. 10-15 kisiye yemek yapmak kolay degil haliyle. Alnimin akiyla mutfaktan ciktigimi soylesem yeter sanirim, ne yaptigim sir kalsin :)
Alternatif tatilimiz genel olarak baktigimda pek keyifli gecti. Biraz deneysel olsa dahi bir tatilde bulunmasi gereken her sey ya da benim bekledigim her sey mevcuttu. Ilginc diyebilecegim ve bana gore oldukca kiymetli insanlarla, hayvanlarla tanistim. Cici mesela, o bir yavru kopek. Adi gibi pek cici. Oyle masum, oyle sevimli ki, keneli olmasina ragmen sevmeden mincirmadan edemedik. Bu cici biraz da saf. Yemek verecegimiz sirada diger kopekler yemegini onunden aldigi icin elimizle beslemek zorunda kaldik. Bir de arap sukru var. O biraz deli. Tavsani yemeye kalktigi icin baglamislar hayvani uzun sure, psikolojisi bozulmus, bildiginiz delirmis garip hayvan. Tamayini, Erkan abi'nin esi. Kendisi Ingiliz, mistik, degisik bir kadin. Nehir ve Ruya, ciftligin minik hanimlari. Ikisi de cok seker. Yanaklari al al, saglikli beslendikleri belli. Asli, rastali kizimiz. Okulu bitirdikten sonra yolu ciftlige dusmus ve cok sevmis ara ara geliyormus. Ozellikle Hindistan maceralarini dinlemeyi cok sevdim. 'Orada insan ya delirir ya erer, ortasi yok' gibi bir sey soylemisti, cok hosuma gitti. Tamito, taa Japonya'dan kalkip gelmis. Cok ilginc bir adam. Kac yasindasin dedigimizde 3 sene once 28 cevabini vererek bana oss yillarindaki abuk subuk yas problemlerini hatirlatmisti. Elinden icki sigara dusmeyen bu dertli arkadasa neden bu kadar ictigini sordugumuzda da 'Im drinking raki cause im respecting Ataturk' diyerek bizi yarmisti. Ancak asil komik olan espri yaparken dahi ayni ciddi ifadesini korumasi. Ve son gonullumuz Jose, Ispanya'dan gelmis kendisi. Agir ispanyol aksanini anlamak epey zorlasa da oldugu kadar anlastik, politika bile konustugumuz dusunulurse epey anlasmisiz :)
Yazmaktan yoruldum:) Ilgilenenler olursa diye site isimleri vericem. Zira dunyada pek populer bu organik ciftliklerde gonullu olarak kalma olayi. Bu siteye bir goz atin derim.
http://www.wwoof.org/
Ulkemizde de son zamanlarda epey artti. Bugday dernegi ve Tatuta bu isle ilgileniyor. Merak edenler icin web adresi;
http://www.bugday.org/tatuta/
Ayrica surdurulebilir yasamla ilgili epey guzel blog mevcut. Benim bildigim http://surdurulebiliryasam.wordpress.com/ oldukca aktif ve pratik onerileri olan bir site. Daha sonra da bu konuyla ilgili bir seyler yazmayi dusunuyorum ama yoruldum, bir giris olsun diyeyim oyle olsun o zaman. Fotograf yuklemeyi becerebilirsem de koymaya calisicam bir kac fotograf. Aklimin defterindeki diger konulari da en yakin zamanda yazmam dilegiyle.
Ve bitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder