26 Haziran 2010 Cumartesi

depresyonal manifesto

"sometimes fate is like a small sandstorm that keeps changing directions. you change direction but the sandstorm chases you. you turn again, but the storm adjusts. over and over you play this out, like some ominous dance with death just before dawn. why? because this storm isn't something that blew in from far away, something that has nothing to do with you. this storm is you. something inside of you. so all you can do is give in to it, step right inside the storm, closing your eyes and plugging up your ears so the sand doesn't get in, and walk through it, step by step. there's no sun there, no moon, no direction, no sense of time. just fine white sand swirling up into the sky like pulverized bones. that's the kind of sandstorm you need to imagine.and you really will have to make it through that violent, metaphysical, symbolic storm. no matter how metaphysical or symbolic it might be, make no mistake about it: it will cut through flesh like a thousand razor blades. people will bleed there, and you will bleed too. hot, red blood. you'll catch that blood in your hands, your own blood and the blood of others.and once the storm is over you won't remember how you made it through, how you managed to survive. you won't even be sure, in fact, whether the storm is really over. but one thing is certain. when you come out of the storm you won't be the same person who walked in. that's what this storm's all about."
murakami

11 Haziran 2010 Cuma

panteist sayiklamalar

insan dedigin bir garip ucube
narkissosa benzer de alamaz kendini aynalardan
tanri sanar kendini, dogaya soz gecirmeye kalkar
tuzak kurar pana, asar keci bacaklarindan
ya o guzelim nymphelere ne demeli ?
nehirde yikanan, dalgin bakisli
saclari sonsuza uzar.

insan dedigin bir zavalli yaratik
gozunu dogaya kapar
ve uyanir nymphelerin aci cigligiyla
-onlar- ki
guzel olmaktan baska suclari yok.

insan dedigin bir garip ucube
icinde hep bir seyler eksik
arar arar da ne oldugunu bulamaz
yanasmak icin bulmaya
uzaklasir dogadan, kendinden.
ve neden sonra doner tekrardan
yorgun ve tukenmis
bakmayi unuttugu o yere
simdi arar durur pani
kral minosun labirentinde.

7 Haziran 2010 Pazartesi

dun gece ders calisamadim, baska seyler dusundum. dusundukce kizdim. insanlara kizdim, sisteme kizdim, kendime kizdim. insanlarla konustum. aslinda kendimle konustum onlarla konusurmus gibi yaparak. takma kafana dediler. anlamaya calismadilar. yine de kimseyi suclamadim. sonra delirdim. delirince bukowski amcayi hatirladim. delirebilme luksum olduguna sevindim. ya hic deliremeseydim? sonra siiri okudum defalarca. sakinlestim. pembe bir balina kadar uysal ve sevimli olarak yatagima gittim, misil misil uyudum.

6 Haziran 2010 Pazar

bazilari hic delirmez


bazilari hic delirmez
ben bazen koltugun arkasinda
3-4 gun boyunca yattigim olur
orda bulurlar beni
melaikeymis derler
sonra girtlagimdan asagi
sarap dokup
gogsumu ovarlar
yag serperler uzerime
sonra kukreyerek kalkarim
atip tutar,kopururum
onlara ve evrene kufur eder
bahceye kadar kovalarim
sonra kendimi cok iyi hisseder
tost ve yumurtanin basina otururum
bir sarki mirildanip
aniden
pembe besili bir balina gibi
sevimli olurum
bazilari hic delirmez
ne korkunc bir hayat suruyorlardir
allah bilir

charles bukowski

5 Haziran 2010 Cumartesi

4 Haziran 2010 Cuma

iki kalp

iki kalp arasinda en kisa yol:
birbirine uzanmis ve zaman zaman
ancak parmak uclariyla degebilen
iki kol.

merdivenlerin oraya kosuyorum,
beklemek govde gosterisi zamanin;
cok erken gelmisim seni bulamiyorum,
bir seyin provasi yapiliyor sanki.

kuslar toplanmis gocuyorlar
keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

Cemal Sureya

2 Haziran 2010 Çarşamba

astral seyahate ciktim donucem

1.Dilini bilmedigim ulkelerde kocaman gozlukler takip sipidik terliklerle gezmek istiyorum.
2.Dilini bilmedigim bir insana asik olup sacimi da kisacik kestirip Jean Seberg pozu vermek istiyorum.
3.Hic tanimadigim bir kiraz agacinin golgesinde uyumak istiyorum. Sonra da agaca cikip kiraz yemek, yemediklerimi de kulaklarima kupe yapmak istiyorum.
Cok sey mi istiyorum?