
babam çıktı ve ben onun kocaman koltuğuna kuruldum. zap zup yaparken moviemax de güzel bir filme rastladım. genelde iyi filmlere hep ortasından denk gelirim zira bu sefer de öyle oldu. bu durumu çok sorun etmedim çünkü moviemax2 de aynı film bitince başlıyor. filmin adı 'grey gardens'. ismi çok hüzünlü, filmin kendisi de genel olarak sevimli melankolik sanki. öyle filmlere bayılıyorum. yani safi hüzün,drama beni geriyor,üzüyor. aynı şekilde sırf gülmece filmlerde de aradığımı pek bulamıyorum. fakat bu neşeli melankoli hali daha naif, daha şatafatsız, daha kendi gibi. sanırım hayatta neyi olursa olsun-bu bir insan olabilir, bir sanat eseri ya da bir mekan- değerlendirirken göz önüne aldığım en önemli kriterim içtenlik ve yapmacıksızlık. ve bu film beni içine çekti, empati kurdurdu, üzdü, neşelendirdi. o yüzden benim gözümde pek başarılı bir film. drew barrymore ve jessica lange in performansları inanılmaz, müzikler şahane. little edie'nin de filmde dediği gibi;
'it's an artistic smash.'
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder